8 Haziran 2017 Perşembe

UNUTMAK

            

                "Unutmak ne zor bir kelime hele bir de sevdanin yükü üzerindeyse" demiş bir şarkısında hapisten geçtiğimiz günlerde tahliye olan Deniz SEKİ. Aşk şarkılarımızın büyük çoğunluğu da hep bize unutmanın ne zor olduğunu, terkedilenlerin terkedenleri ömür boyu unutmayacaklarını falan anlatır. Peki gerçekte durum böyle midir? Gerçekten bu kadar zor unutan bir toplum muyuz yoksa bu hep şarkılarda abartılan sanal bir gerçeklik mi? Cevap veriyorum maalesef ikinci şık. 
               Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki her gün değil her saat gündemimiz değişebiliyor. Günlerce toplumca konuştuğumuz bir olayı akabinde yaşanan başka bir olay yüzünden hemen unutuyoruz. Günlerce bizim için çok önemli olan konu bir anda bizim için çöp haline geliyor. Ve biz bir daha o konuyu hatırlamıyoruz bile. Bunun bir çok örneğini sayabiliriz. Ama o kadar çok ki hangi birini sayalım? Hatta o kadar çok olduğu için artık neyi unuttuğumuzu unutur hale geldik. Bizi "balık hafızalı toplum" yaptılar zorla. Tabi suç sadece bizi bu hale getirenlerde değil. Suçun asıl büyüğü "balık hafızalı toplum" olmak isteyen bu ülke insanlarında. Herşeyi unutmak sanırım bizim en kolay kaçış yöntemimiz. Biz başa çıkamayacağımızı anladığımız an kaçmayı ve unutmayı tercih ediyoruz. Çünkü bu işimize geliyor. Çünkü sorumluluk duygumuz yok bizim. Anlık tepkilerimizin yeterli olduğunu düşünüyoruz her zaman. 
                  Ne demek istediğimi biraz somut örneklerle açıklayayım. En yakın örneği 16 Nisan 2017 yeni anayasa referandumu. Ne olmuştu bu seçimde? Mühürsüz zarflar geçerli sayılmış ve bu sayede "evet" oylarının arttırıldığı iddia edilmişti. Seçimin hemen ertesinde bir çok açıklama yapıldı. Özellikle muhalefet kanadından "bu işin peşini bırakmayacağız, seçimleri iptal ettireceğiz" tarzı açıklamaları sıklıkla duyduk. Bu yazının yazıldığı tarih itibariyle yeni anayasa referandumunun üstünden neredeyse 2 ay geçti. Peki şu anda bu seçimle ilgili herhangi bir çalışma yapıldığını duyuyor musunuz? Ya da seçimin iptali için şu işlemler yapıldı gibi bir cümle duydunuz mu? Maalesef hayir. Evet Anayasa Mahkemesi'ne bir başvuruda bulunuldu ve reddedildi ama bu sonuç bu konunun kapanması için yeterli mi? Bunun sürekli olarak gündemde tutulması konuşulması gerekmez mi? Bunu yapmadığınız takdirde toplumdan nasıl bir "toplumsal tepki" bekliyorsunuz? Dolayısıyla sonuç olarak ne oldu? Tüm herşey UNUTULDU. Kazanan kazandı kaybeden kaybetti. Twitter dan 1-2 klasik "yarınlarımıza sahip çıkacağız" edebiyatı Facebook'tan 1-2 İzmir Marşı paylaşımı ve kapanış. Birbirimizin gazını almaktan başka yaptığımız hiçbir şey yok. Artık bu durum öyle olağanlaştı ki herkes bunu biliyor ve yapacağını yapıyor söyliyeceğini söylüyor. Çünkü biliyor ki bugün kendisine laf söyleyenler dahil herkes yapılanları ve söylenenleri unutacak. Dün kahraman olup bugün yerin dibine sokulanlar yarın yaptıkları unutulup tekrar kahraman olacaklar. Tıpkı Arda TURAN gibi. Arda TURAN Milli Takım uçağı ile dönerken gazeteci Bilal MEŞE'ye fiziki saldırıda bulundu ve bunu yaptıktan sonra "adamlıktan" bahsederek yaptığından pişman olmadığını belirtti. Kendince haklı sebepleri olabilir. Kavga eden Arda ne ilk ne de son kişi. Ancak bu ülkenin milli takımının kaptanı olan kişi kahvedeki Ali Dayı ile aynı davranışı sergileyemez. Buna hakkı yok. Bu ülke artık sadece güçlünün baskıyla, elindeki güçle, döverek, söverek kendince hakkını(!) koruduğu, güçsüzünse haklı da olsa hakkını koruyamadığı bir ülke haline geldi. Arda ve onun gibiler bu tip hareketlerle bu tezimizi maalesef güçlendiriyor. Güçlüysen hakkını(!) alırsın güçsüzsen haklı da olsan o hak senin değildir. Bundan 1 ay kadar önce Başakşehir futbolcuları yine gazeteci dövdü. Peki sonuç ne oldu? Değil ceza almak karakola bile götürülmediler. Neden? Çünkü onlar futbolcu. Çünkü onlar zengin ve güçlü. Yaptıkları yanlarına kar kaldı. Peki hapishanelerde bugün daha suçunu bile bilmeden yatan yüzlerce gazeteci, sivil insan neden hapiste. Suçu varsa kanıtla tabii ki hapiste yatsın. Ama sen daha yargılamadan hapse atıyorsun ilk mahkemesini 8 ay sonraya koyuyorsun ve eğer o kişi suçsuzsa sırf seni eleştiriyor sana karşı çıkıyor diye aylarca belki yıllarca hapiste yatıyor. Sonra kuru bir özürle geçiştiriliyor. Toplum bunu yapanları eleştirmek veya bulundukları konumdan alınmalarını sağlamak yerine onları baş tacı etmeye devam ediyor. Bütün yapılanlar unutuluyor. Arda TURAN olayı üzerinden devam edersek, bu olay sadece bir futbolcunun gazeteci dövmesi değildir. Bu olay ağızlardan düşmeyen "yeni Türkiye"nin özetidir. Güçlü olan her istediğini yapar ve toplum da buna göz yumar. Şimdi Arda TURAN milli takımı bıraktığını açıkladı. Kendisinin kovulması gerekirken kendisi bıraktı. Kovması gerekenler bunu yapamadı yine. 
                 Umuyorum ve diliyorum lütfen ama lütfen bu defa bu yaşananlar unutulmasın. Bugün haklı olarak yerin dibine sokulan Arda TURAN lütfen bundan 6 ay sonra omuzlara alınmasın. Bu yazı bu olay unutulmasın, unutulursa da bu yazıyla hatırlansın diye yazıldı. Bu ülkenin toplumsal hafızasını güçlendirmeye ve UNUTMAMAYA artık başlaması gerekiyor. Yoksa bir daha geri dönemeyeceğimiz noktalara gelmeye ramak kaldı. Artık kötülerin değil gerçekten "adam" olanların, iyi insanların, ahlaklı insanların baş tacı edilme zamanı. Umarım bir gün bu ülkede geçmişte olduğu gibi sadece güzel insanlar, ahlaklı erdemli insanlar hatırlanır ve yüceltilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder